SEO İçin Görsel Optimizasyonu: Boyut, Format, Dosya Adı ve Alt Metin
Arama motoru bir resmi göremez; adını, çevresindeki metni ve sayfadaki davranışını okur. Yayın öncesi uygulanacak sekiz maddelik somut bir kontrol listesi.
Arama motoru bir resmi göremez; adını, çevresindeki metni ve sayfadaki davranışını okur. Yayın öncesi uygulanacak sekiz maddelik somut bir kontrol listesi.
Arama motoru bir resme bakıp ne olduğunu anlamaz; dosyanın adını, alt metnini, çevresindeki cümleleri ve sayfanın ne kadar hızlı açıldığını okur. Bu yüzden görsel optimizasyonu iki ayrı işten oluşur: dosyayı teknik olarak hafifletmek ve resmin ne olduğunu makineye anlatmak. İkisinden birini atlayan sayfalar, görsel aramada hiç görünmez ya da görünür de tıklanmaz.
Teknik tarafta görsel boyutlandırıcı ve görsel sıkıştırıcı temel ikilidir; biçim değişimi için JPG'den WebP'ye dönüştürücü kullanılır. Anlam tarafında dosya adı üretmek için slug oluşturucu, alt metin uzunluğunu denetlemek için karakter sayacı, kadrajı düzeltmek için görsel kırpıcı yeterlidir.
Etki iki kanaldan gelir. Birincisi doğrudan: görsel arama sonuçları ayrı bir trafik kaynağıdır ve bu sonuçlarda görünmek büyük ölçüde dosya adı, alt metin ve çevresindeki içerikle belirlenir. İkincisi dolaylı: ağır resimler sayfanın açılma süresini uzatır, kullanıcı deneyimi ölçütlerini bozar ve bu bozulma sayfanın tamamının değerlendirmesine yansır.
İkinci kanal genellikle daha büyük etkiye sahiptir, çünkü tek bir görselin değil sayfanın tamamının performansını ilgilendirir. Bir içerik sayfasındaki dört resmin toplam ağırlığını 3 megabayttan 400 kilobayta indirmek, hiçbir metni değiştirmeden ölçülebilir bir iyileşme üretir.
Fotoğraf makinesinden çıkan ad hiçbir şey anlatmaz. Dosyanın içeriğini tarif eden, tireli ve küçük harfli bir ad ise hem arama motoruna hem de altı ay sonra o klasörü açacak kişiye bilgi verir.
Doğru bir örnek: mavi-sirt-cantasi-yandan-gorunum-1600.webp. Yanlış örnek: DSC_0421.JPG ya da en-iyi-sirt-cantasi-ucuz-sirt-cantasi-sirt-cantasi.jpg. İkinci yanlış, birinciden daha zararlıdır: anlamsız bir ad yalnızca fırsat kaçırır, doldurulmuş bir ad ise aktif olarak olumsuz sinyal üretir.
Adı yayına almadan önce değiştirmek de önemlidir. Yayınlanmış bir görselin adını sonradan değiştirdiğinizde adres değişir; o adrese verilmiş bağlantılar ve arama sonuçlarında biriken değer sıfırlanır. Doğru adı baştan koymak, sonradan yönlendirme kurmaktan her zaman ucuzdur.
Alt metnin birincil işi, resmi göremeyen birine ne gördüğünü anlatmaktır. Bu işi doğru yaptığınızda arama tarafı zaten kendiliğinden düzelir; tersini denemek, yani alt metni anahtar kelime deposu gibi kullanmak hem erişilebilirliği bozar hem de spam olarak değerlendirilir.
| Durum | Alt metin | Neden |
|---|---|---|
| Bilgi taşıyan fotoğraf | Kısa ve betimleyici | İçeriği aktarır |
| Yalnızca süs görseli | Boş bırakılır | Ekran okuyucu atlar |
| Bağlantı görevi gören görsel | Nereye gittiğini söyler | Hedef anlaşılır olur |
| Grafik veya tablo görseli | Ana bulguyu özetler | Veriyi metne taşır |
| İçinde yazı olan görsel | Yazıyı tekrarlar | Metin başka türlü kaybolur |
Uzunluk için pratik bir sınır: 125 karakter civarı. Daha uzun açıklamaları alt metne değil, resmin altındaki başlığa ya da gövde metnine yazın.
Alt metin yazarken en çok yardımcı olan alışkanlık, resmi görmeyen birine telefonda tarif ettiğinizi hayal etmektir. O tarifte “resim” ya da “fotoğraf” kelimesini kullanmazsınız; doğrudan ne olduğunu söylersiniz. Aynı şey alt metin için de geçerlidir: “mavi sırt çantasının yandan görünümü” yeterlidir, başına “bir fotoğraf” eklemek yer kaybıdır.
Aşağıdaki sekiz madde, bir görseli yayına almadan önce geçmesi gereken kapıdır. Hepsi birkaç dakikada uygulanır.
Son madde en çok atlananıdır. Arama motoru bir resmin konusunu büyük ölçüde çevresindeki paragraftan çıkarır; ilgisiz bir bölümün ortasına yerleştirilmiş bir görsel, teknik olarak kusursuz olsa bile bağlamsız kalır.
Bir resmin ne hakkında olduğunu anlatan en güçlü sinyal, çoğu zaman alt metni değil hemen üstündeki ve altındaki paragraftır. Bu yüzden görseli metnin içinde doğru yere koymak, teknik ayarların hepsinden daha fazla iş görebilir. Ürün fotoğrafı ürünün anlatıldığı bölümde, karşılaştırma grafiği karşılaştırmanın yapıldığı paragrafın yanında durmalıdır.
Resmin altına kısa bir başlık eklemek de işe yarar. Okuyucular sayfayı tararken başlıkları gövde metninden daha sık okur; bu satır hem insana hem de tarayıcıya resmin bağlamını verir. Başlığı alt metnin kopyası yapmayın, tamamlayıcı bir bilgi taşısın.
Tek tek dosyaları düzeltmek yetmez; sayfanın bütünü de bir bütçeye tabidir. Pratik bir yaklaşım, her sayfa türü için bir görsel bütçesi belirlemektir: blog yazısı için bir kapak ve en fazla dört gövde görseli, ürün sayfası için bir ana görsel ve altı galeri görseli gibi. Bütçe aşıldığında yeni bir resim eklemek yerine mevcut birini çıkarmak gerekir.
Galerilerde en yaygın hata, küçük resimler için tam boy dosyaları kullanmaktır. 120 piksellik bir küçük resim alanına 1600 piksellik dosya koymak, o sayfadaki en büyük israftır ve fark edilmesi zordur çünkü görsel olarak her şey yolunda görünür. Küçük resimleri ayrı üretmek, galeri sayfalarında toplam ağırlığı çoğu zaman yarıdan fazla düşürür.
Bir de ilk ekran meselesi var. Sayfanın en üstünde görünen resim, ziyaretçinin bekleme hissini doğrudan belirler. Bu tek dosyaya diğerlerinden daha fazla emek harcamak mantıklıdır: en agresif sıkıştırma denemeleri, en dikkatli kadraj ve en küçük ölçü orada uygulanır.
Bir kez düzeltilen arşiv, üç ay sonra yeniden bozulur; çünkü yeni içerik girmeye devam eder. Kalıcı sonuç, tek seferlik temizlikten değil küçük ve tekrarlanan bir döngüden gelir.
Döngünün ilk adımı ölçmektir. Her ay, en çok ziyaret alan on sayfayı açıp toplam görsel ağırlığına bakmak yeterlidir; bu on sayfa genellikle trafiğin büyük kısmını taşır ve iyileştirmenin karşılığı en çok orada alınır. İkinci adım, eşiği aşan sayfaları bir listeye almak. Üçüncü adım, listeyi haftada bir sayfa hızıyla eritmek. Bütün arşivi tek hafta sonunda düzeltmeye çalışan planlar genellikle yarıda kalır.
Ölçerken yalnızca ağırlığa bakmayın. Eksik alt metinler, tekrarlayan dosya adları ve ölçü nitelikleri olmayan görseller de aynı listeye girmelidir. Bu üç eksiklik dosya boyutu kadar görünür değildir ama etkileri kalıcıdır: alt metni olmayan bir resim, görsel aramada hiç var olmaz.
Son olarak, düzeltilen sayfaları işaretleyin. Hangi sayfanın elden geçtiğini bilmiyorsanız her turda aynı sayfaları yeniden açarsınız. Basit bir işaret, döngünün ikinci ayında kendini fazlasıyla öder ve iş bir rutine dönüşür.
Betimleyici bir ad işe yarar, doldurulmuş bir ad yaramaz. Aradaki fark niyet değil, okunabilirliktir: adı yüksek sesle okuduğunuzda bir cümle gibi duruyorsa iyidir, kelime listesi gibi duruyorsa zararlıdır.
Kullanabilirsiniz; görseller için içerik tekrarı cezası yoktur. Yine de her sayfada alt metni o sayfanın bağlamına göre yazmak, resmin o sayfadaki işlevini doğru anlatır.
Sayfalarınız normal biçimde taranıyorsa ayrı bir görsel haritasına çoğu sitede gerek kalmaz. Görselleri betikle yükleyen, tarayıcının kolayca göremediği düzenlerde ise faydalı olur.
İlk ekranda görünen resme uygulandığında zararlıdır: tarayıcı onu geciktirir ve en büyük öğenin çizilmesi uzar. Aşağıda kalan resimlerde ise faydası nettir. Kural basit: kapak görselini erteleme, geri kalan her şeyi ertele.
Sorun değil, ancak o metnin yalnızca resimde var olduğunu unutmayın. Aynı ifadeyi sayfanın başlığında ya da ilk paragrafında da geçirin ki bilgi resimle birlikte kaybolmasın.
Format kararını netleştirmek için görsel formatı nasıl seçilir, ağırlık hedeflerini tutturmak için görsel sıkıştırma ve web performansı, arşivi topluca düzeltmek için toplu görsel dönüştürme iş akışı yazılarına bakabilirsiniz.